Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Balyoz davası kapsamında 3,5 yıl hapis yattıktan sonra 18 yıla mahkum edilmiş, ancak kumpasın ortaya çıkmasıyla beraat etmiştir. Gürdeniz, “Mavi Vatan fikri, Silivri ve Hasdal Cezaevi duvarları arasından doğdu. Misak-ı Milli’nin denizdeki yansıması ve Atatürk’ün ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’ emri bugünün gerçekleriyle örtüşmektedir,” şeklinde konuştu.
Mavi Vatan, 2006 yılının karamsar atmosferinde ortaya çıkmış; 2008 yılından itibaren kumpas davaları ile Türk Deniz Kuvvetleri ciddi bir baskı altında kalmıştır. Bu süreçte 40 amiral ve 400 nitelikli deniz subayı hapse atılmıştır. Suçları, denizdeki Sevr dayatmasına Atatürk’ün vizyonuyla karşı koymak olmuştur. Sahte deliller ve iftiralarla yürütülen tasfiye süreci içinde Mavi Vatan, Silivri ve Hasdal Cezaevi duvarları arasında filizlenmiştir. Annan Planı, Seville Haritası, Güney Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilanı ve Yunanistan’ın Ege’deki eylemleri, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları için verilen mücadelenin bir parçası olmuştur.
Gürdeniz, Doğu Akdeniz’de MEB ilan edilmesi, Ege’deki 153 adacık ve kayalıkların resmi olarak deklare edilmesi ve özel balıkçılık bölgelerinin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Deniz yetki alanları, hukukun, güvenliğin, egemenliğin, enerji kaynaklarının ve jeopolitik mücadelenin bir yansımasıdır. Türkiye’nin bağımsızlığı, KKTC’nin geleceği, Ege’deki hareket serbestisi gibi konuların yasalarla güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.
Doğu Akdeniz’de, Güney Kıbrıs’ın 2007 yılında ilan ettiği parsel ve lisans sahalarının bulunduğu alanlarda sismik ve sondaj çalışmalarına başlanması gerektiğini belirten Gürdeniz, Türk sondaj gemilerinin Doğu Akdeniz’de eksik olduğunu ve bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Ayrıca, BM’ye deklare edilen Doğu Akdeniz kıta sahanlığının ihlali nedeniyle 22 Kasım 2020’de yaşanan bir olayda, ‘Rosaline-A’ adlı Türk gemisinin Yunanistan tarafından hukuka aykırı olarak durdurulmasının bu çekilmenin başlangıcı olduğunu ifade etti.
Gürdeniz, Sevr haritasının Türkleri denizlerde boğmayı hedeflediğini belirterek, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı, Lozan Anlaşması ve Mavi Vatan Doktrini ile buna karşı gereken yanıtı verdiğini vurguladı. Ancak, ABD, AB ve İsrail desteğiyle bir kukla Kürt devleti kurulması ve KKTC’deki askeri varlığın sona erdirilmesine yönelik tehditlerin devam ettiğini belirtti.
Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın Türkiye ve KKTC’nin haklarına yönelik saldırılarına dikkat çeken Gürdeniz, Doğu Akdeniz’de büyük ticaret gemilerinin onarılacağı tersaneler kurulması gerektiğini ve KKTC’de bir deniz üssü inşa edilmesi çağrısında bulundu. Mavi Vatan’ın bağımsızlık manifestosu olduğunu vurgulayan Gürdeniz, denizlerden kopmanın gelecekten kopmak anlamına geleceğini ifade etti.
Yeni yasa ile münhasır ekonomik bölge veya özel statülü deniz alanları ile balıkçılık ve deniz koruma alanlarının ilan edilebileceğini belirten Gürdeniz, deniz yetki alan sınırlarının belirlenmesi konusunda iktidara yetki verilmesi gerektiğini ve Montrö Boğazlar Anlaşması’nın korunmasının önemini vurguladı. Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarma taleplerine karşılık, Türkiye’nin 1995’de aldığı “Casus Belli” kararına atıfta bulunarak, karasularının genişliğinin mütekabiliyet esasına göre belirleneceğini belirtti.
