Britanya’yı ‘Büyük’ yapan Kraliçe I’nci Elizabeth’in Padişah 3’üncü Mehmet’e 427 yıl önce hediye ettiği muhteşem orgunun hüzünlü akıbeti

Britanyayi buyuk yapan kralice inci elizabethin padisah 3uncu mehmete 427 yil once hediye ettigi iYZvUNiz
Britanya’yı ‘Büyük’ yapan Kraliçe I’nci Elizabeth’in Padişah 3’üncü Mehmet’e 427 yıl önce hediye ettiği muhteşem orgunun hüzünlü akıbeti

Burak ARTUNER

Gelin muhteşem bir hediyenin tarihsel yolculuğuna ve hüzünlü sonuna bakalım…

16. yüzyılın sonlarında İngiltere’de yaşayan genç bir org yapımcısı Thomas Dallam, İngiltere’nin efsanevi kraliçesi I. Elizabeth’ten özel bir sipariş aldığında havalara uçmuştu.

İngilizlerin efsanevi kraliçesi I. Elizabeth.

Bu tür becerilerin pek ilgi görmediği o dönemde kraliçe, güzel bir org edinmek istemiş ve bunun yapımı için Dallam görevlendirilmişti.

Bu görevin kendisine verilmesi, Dallam’ı biraz şaşırtmış olsa bile, coşkulandırmıştı.

Kraliçe orgu, Doğu Akdeniz’de İspanya’ya karşı kendilerine büyük destek veren Osmanlı padişahına hediye edecekti.

Orgun parasını ise Doğu Akdeniz ülkeleriyle ticaret yapan Levant Şirketi ödeyecekti.

“YEPYENİ BİR ŞEY”

Levant şirketinin yöneticisi Richard Stapers sipariş edilen orgu ‘Majestelerinin gönül rahatlığıyla bir başka hükümdara armağan edebileceği türde, gerek müzikal gerek sanatsal açıdan olağanüstü güzellik ve enderlikte, kısmen saat, kısmen müzik aleti olarak işlev görecek yepyeni bir şey’ olarak betimliyordu.

Kısacası, yapımı çok farklı becerilerin bileşimi bir ustalığı gerektiriyordu. Bu işe Dallam uygun görüldü.

Sultan III. Mehmet’in oğlu I. Ahmed, gâvur icadı paranoyasının cinnete dönüştüğü bir anda hediye edilen bu nadide orgu bizzat kendi parçaladı ve yakılabilen bütün parçalarını da yaktırdı.

YAPIMI 1,5 YIL SÜRDÜ

Yapımına 1597’de başlanan saat-org bir buçuk yılda tamamlanabildi. İki insan boyundan uzun olan org, klavyesi sayesinde geleneksel biçimde çalınabildiği gibi, kendiliğinden de çalabiliyordu. Dallam’ın orgu yeryüzünde üretilen ilk laternalardan biriydi. Önceden ayarlanan saati vurmasıyla, sık çivilerle donatılmış metal bir silindir devinime geçiyor ve çiviler org borularındaki valfların manivelalarını zorlayarak silindirdeki programlanmış ezgilerin çalmasına neden oluyordu.

Körükler, teller, tekerlek ve çarklardan oluşan karmaşık bir sistem aracılığıyla, org repertuvarın sonuna dek çalmayı sürdürüyordu.

Bu kadarla da kalmayıp, şakıyan kuşlar, borazan çalan heykelcikler ve dönen gezegenler de alete ayrı bir güzellik katıyordu.

MACERALARLA DOLU YOLCULUKLA İSTANBUL’A ULAŞTI

1599 yılında tamamlanan bu müthiş org parçalara bölünüp, paketlendikten sonra Hector adlı gemiye yüklenerek İstanbul’un yolunu tuttu. Armağanın daha etkileyici olması için, Dallam da beraberinde gitti.

Sultan III. Mehmet’in oğlu I. Ahmed, gâvur icadı paranoyasının cinnete dönüştüğü bir anda hediye edilen bu nadide orgu bizzat kendi parçaladı ve yakılabilen bütün parçalarını da yaktırdı.

Dallam’ın 1853 yılında British Museum tarafından satın alınan güncesi yayınlanmamış olsaydı, bundan sonraki olaylar da herhalde belleklerden uçup gidecekti.

Yolculuk olaylı geçmişti. Hector korkunç bir fırtınadan ucuz kurtulmuş, iki kez karaya oturup, korsanların saldırısına uğramıştı.

SANDIK AÇILDI, KÂBUS BAŞLADI

Ancak asıl kâbus, orgu taşıyan sandık açıldığında yaşanmıştı.

İngiliz elçisi ve Levant şirketinin yerel görevlilerinin gözleri önünde, Dallam ilk sandığı açar açmaz ortalığı yoğun bir küf kokusu sarmıştı. Ahşap bölümlerle çevresindeki samanları küf bağlamıştı. Daha yakından bakıldığında, ahşap contaların gevşemiş olduğu görülüyordu. Kimi ahşap paneller çatlamış, ince boya işleri kabarmıştı. Orgun boruları bile bu zorlu yolculuktan nasibini almıştı. Tüccarlar dehşete kapılmışlardı. Ama Dallam orgu eski göz kamaştırıcı durumuna getireceğine söz vermişti. Biraz tutkal, biraz boya, birkaç ince çekiç darbesiyle bu işi halletmek mümkündü.

Sultan Birinci Ahmed.

Dallam ve yardımcıları sonunda iki boruyu yenilemek zorunda kalmışlardı. Ancak, 10 gün sonra org büyük Türk padişahının sarayına yerleştirilmişti. Padişah gelmeden önce Dallam saati Osmanlı heyeti salona girer girmez düzeneği devinime geçirecek biçimde kurmuştu.

Neyse ki, her şey yolunda gitmiş ve Dallam rahat bir soluk almıştı. Saat 22’yi vurur vurmaz 16 çan birden çınlamaya, ardından 4 bölümlük bir ezgiyi çalmaya başlamıştı.

YENİDEN ONARILDI

Bu ezgi bitince köşelerden fırlayan iki heykelcik gümüş borazanlarıyla şenliğe katılmış, bunu orgun iki kez yinelediği 5 bölümlük bir şarkı izlemişti. 16 ayak uzunluğundaki orgun tepesindeki karatavuk ve ardıç kuşlarının şakıma ve kanat çırpmalarıyla şenlik noktalanmıştı.

PADİŞAH HEDİYEYE BAYILDI

Sonuçta Dallam, durumu kurtarmıştı. Padişah da armağandan son derece hoşnut kalmıştı.

III. Mehmet mutlu mesut orgu kullandıktan sonra yerine gelen Padişah Sultan Ahmed, orgu ‘zındık işi’ buldu.

Üçüncü Mehmet’in İtalyan ressam Cristofano dell’Altissimo tarafından 16. yüzyılda yapılmış portresi.

Sultan Ahmed’in bağnaz yapısı bu hediyeyi kaldıramadı.

Bir rivayete göre Sultan Ahmed baltasıyla orgu paramparça ederken, diğer bir iddiaya göre emir vererek orgu parçalattı.

Her iki durumda da org Sultan Ahmed döneminde, İngiltere kraliçesinin hediyesi ‘muhteşem org’ bir daha geriye dönmemek üzere, tarihin tozlu sayfalarına karıştı.

patronlardunyasi.com

Source

yok

Author: Fatma Kaya