Kahvaltı masalarının vazgeçilmezlerinden biri olan bal alışverişinde, birçok tüketici petek balın tamamen katkısız olduğunu düşünürken, bir diğer grup süzme balın daha pratik ve saf olduğunu savunmaktaydı. Ancak gıda uzmanları ve apiterapi alanında çalışan uzmanların gerçekleştirdiği son araştırmalar, balın sağlık üzerindeki etkisinin asıl belirleyicisinin sunum biçimi değil, arının nektar topladığı kaynak olduğunu ortaya koydu. Petek ya da süzme ayrımının yalnızca bir tercih meselesi olduğu, gerçek şifanın ise çiçek ballarından çok farklı bir türde yer aldığı ifade edildi.
LISTENİN ZİRVESİNDE O BAL VAR
Yapılan laboratuvar incelemeleri sonucunda antibakteriyel özellikleri, mineral yoğunluğu ve antioksidan kapasitesi en yüksek bal türleri çam balı ve meşe balı gibi salgı balları olarak belirlendi. Çiçek ballarına göre çok daha koyu bir renge sahip olan ve yoğun kıvamda bulunan bu ballar, arıların çiçek nektarından değil, ağaç gövdelerindeki özel salgılardan ürettiği enzimlerle zenginleşiyor. Boğaz enfeksiyonlarından bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine kadar vücutta adeta doğal bir antibiyotik etkisi yaratan salgı balları, şeker kristalleşmesine karşı da çok daha dayanıklı yapılarıyla dikkat çekiyor.
ALIRKEN ŞEFFAFLIK DEĞİL KOYULUK GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMALI
Uzmanlar, halk arasında yaygın olan “açık sarı ve berrak bal en iyisidir” anlayışının gerçeği yansıtmadığını vurgulamaktadır. Balın rengi ne kadar koyulaşırsa içerisindeki fenolik bileşiklerin, demir, kalsiyum ve magnezyum oranının o kadar arttığı belirtilmektedir. Gerçek şifa arayanların petek veya süzme formuna odaklanmak yerine, kaynağı sertifikalı ve analiz raporu bulunan koyu renkli çam ya da orman ballarını tercih etmeleri önerilmektedir.