Cumhurbaşkanlığı, binaları riske sokacak haritayı böyle savunmuş: Maliyet artar

Depremlerde binaya etki edecek ivme değerlerinin belirlenmesinde önemli rol oynayan Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nın hazırlanış yöntemi 2018’de Bakanlar Kurulu kararıyla değiştirildi. Eski yöntemde bölgesel bir alanda belirlenen ivme değeri her bir nokta için aynı kabul ediliyor ve binaların da bu değere dayanacak şekilde inşa edilmesi gerekiyordu. Yeni yöntem ise ivme değeri düşük hesaplanan alanlara daha düşük maliyetli inşaat yapılmasının önünü açıyordu.

Birgün’den Gökay Başcan’ın haberine göre yeni noktasal bazlı sistemle hazırlanan ve ülkenin en büyük yer ivme dağılımını belirleyen yeni harita ve parametre değerleri 1 Ocak 2019’da yürürlüğe girdi. Jeoloji Mühendisleri Odası, yöntem sistemi değişikliği için Cumhurbaşkanlığı’na karşı Danıştay’da dava açtı.

Oda, açtığı davada şu hususlara dikkat çekti:

• Deprem bölgelemeleri sistematiği ortadan kaldırılmasına rağmen deprem mevzuatının aynı kaldığı bunun da çok sayıda hukuki sorunlara yol açabileceği, mevzuatın

• Deprem bölgeleme sistemi ortadan kaldırılmasına rağmen, deprem mevzuatı aynı sistemde kalmasına nedeniyle, Bu da hangi alanların deprem bölgesinde kaldığının bilinmemesine yol açıyor.

• Mevzuatta revizyon yapılmadan haritanın değiştirilmesi hukuk aykırı.

• Dava konusu işlemlerin 7269 sayılı Kanuna dayanılarak Bakanlar Kurulunca tesis edilmişti. Ancak, dayanak Kanunda Bakanlar Kurulu’na verilmiş böyle bir yetkisi yok.

CUMHURBAŞKANLIĞI SAVUNMA GÖNDERDİ

İtirazları değerlendiren Danıştay 6. Dairesi, davayı reddetti. Danıştay üyesi bir kişi karara şerh düşerek itirazların haklı olduğuna dikkat çekti. JMO temyize giderek kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na taşıdı. Bunun üzerine Kurul, davalı Cumhurbaşkanlığı’ndan savunma istedi. Mahkemeye verilen savunmada, inşaat maliyetlerine dikkat çekildi:

“Bölgesel bir alanda ivme değerlerinin her bir nokta için aynı kabul edilmesi, ivme değeri daha düşük olabilecek noktalar için inşaat maliyetlerinin artması anlamına gelecektir ki bu da kamu zararına yol açacaktır.”

JMO Başkanı Hüseyin Alan, konuya ilişkin şu bilgileri verdi: “Yöntem açısından biri daha iyidir demiyoruz, ikisinin de eksiklikleri var. Ancak noktasal işaretleme sistemine iki nedenden dolayı itiraz ettik. Birinci bazı özel alanlarda verilen ivme değerlerinin düşük kaldığı, gerçekleri yansıtmadığını söyledik. Örneğin Sisam’da deprem oldu. İzmir Bayraklı’da yıkıma neden oldu. Bayraklı’ya baktığımızda tasarım ivme değerleri, gerçek ivme değerlerinin üstünde. Siz bir tasarım yapıyorsunuz ve haritadan bir ivme değeri alıyorsunuz. Diyelim ki o değer 0,5 olsun. Halbuki gerçekleşen 0,6 oldu. Binayı tasarlarken aldığınız ivme değeri düşük kaldığı için bina depremden hasar görebiliyor.” (HABER MERKEZİ)

HABERİN TAMAMI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir