Hindistan, dünyanın ikinci en büyük şeker üreticisi olarak, yerel arzı korumak ve iç talebi karşılamak amacıyla şeker ihracatını dört aydan fazla bir süreyle yasaklama kararı aldı. Bu gelişme, sadece Hindistan için değil, aynı zamanda dünya genelindeki gıda piyasaları için de önemli sonuçlar doğurabileceği düşünülüyor. Uzun zamandır böyle bir adımın gelebileceği sinyalleri alınmıştı çünkü ülkede şeker üretim beklentileri aşağı yönlü güncellenmeye başlamıştı.
Hindistan Şeker ve Biyoenerji Üreticileri Birliği, 30 Eylül’de sona erecek olan sezon için brüt şeker üretim tahminini 32,4 milyon tondan 32 milyon tona indirdi. Ancak sorun sadece mevcut üretimle sınırlı değil; önümüzdeki hasat dönemine dair belirsizlikler de kaygı veriyor. Haziran ayında başlaması beklenen muson yağışlarının, El Nino etkisi nedeniyle normalin altında kalabileceği öngörülüyor. Bu durum, Hindistan gibi önemli bir şeker üreticisinde üretim riskini artırıyor. Aynı zamanda, İran savaşı sebebiyle artan gübre fiyatları da endişeleri büyütüyor. Hindistan, gübre ithalatında önemli bir oyuncu konumunda olduğu için enerji, lojistik ve gübre maliyetlerindeki artış, şeker üretim maliyetlerine doğrudan yansıyor.
Hindistan hükümetinin, nisan ayında ihracatı kısıtlama planı olmadığına dair açıklaması oldukça dikkat çekici bir gelişmeydi. Ancak, çarşamba günü yapılan resmi bildirimle bu tutum değişti ve 30 Eylül’e kadar şeker ihracatı büyük ölçüde yasaklandı. Sadece yüklemeleri başlamış olan gemilere sınırlı istisnalar tanındı.
Piyasa, Hindistan’ın bu hamlesine ilk etapta sınırlı bir tepki verdi. Birçok yatırımcı, bu durumu önceden tahmin etmişti. New York’taki ham şeker vadeli işlemleri yüzde 2,8 oranında düşerken, Londra’daki beyaz şeker fiyatları da benzer şekilde geriledi. Ancak uzmanlar, kısa vadeli fiyat değişimlerinden ziyade, orta vadede arz dengesinin daha kritik olduğunu belirtiyor. Archer Consulting’in risk yöneticisi Arnaldo Correa, Hindistan’ın resmi olarak piyasadan çekilmesinin, küresel şeker arzında kısa vadeli sıkılaşma algısını güçlendireceğini ifade ediyor.
Birçok ülkede hâlâ dış tedarike bağımlı olduğu için, mevcut arz fazlası algısının zayıflamaya başlaması önem arz ediyor. New York şeker fiyatları, şubat ayında son beş yılın en düşük seviyelerine gerilemişti. Ancak o zamandan bu yana fiyatlar yaklaşık yüzde 10 toparlandı ve bazı analistler, 2026-2027 sezonunda küresel bir şeker açığı olabileceğini öngörmeye başladı. Citi, StoneX, Datagro ve Green Pool gibi kuruluşlar, önümüzdeki sezon için küresel şeker açığı tahminlerini yukarı yönlü revize etti ve bu açığın 550 bin ton ile 3,17 milyon ton arasında değişebileceği belirtiliyor.
Ayrıca, biyoyakıt talebinin artması da dikkate değer bir faktör. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, birçok ülkede etanol üretimini cazip kılıyor. Şeker kamışının enerji üretimine yönelmesi, gıda amaçlı şeker arzını azaltma riski taşıyor. Bu nedenle, Hindistan’ın kararı sadece bir ticaret düzenlemesi olarak değil, küresel gıda sisteminin pek çok baskıyla karşı karşıya kaldığı yeni bir dönemin yansıması olarak değerlendiriliyor. El Nino riski, artan enerji fiyatları, gübre maliyetleri ve jeopolitik gerilimler, tarım piyasalarını etkilemeye devam ediyor.
Uzmanlar, Hindistan’ın bu adımının, dünya genelindeki tarım emtia piyasalarında arz güvenliği endişelerinin yeniden gün yüzüne çıktığının bir işareti olduğunu vurguluyor. Özellikle hava koşulları ve enerji fiyatlarındaki belirsizliklerin devam etmesi durumunda, şeker piyasasında önümüzdeki dönemde daha sert fiyat hareketlerinin yaşanabileceği ifade ediliyor.